21 Ekim 2010 Perşembe

İnternet Sitesi: BandCamp


BandCamp

Müzik tanıtımı, Napster ve P2P'den sonra, yasal olarak uzun süre MySpace üzerinden gerçekleşti: MySpace'in hala müzik açısından revaçta olmasının sebeplerinin arasında, sitenin ortaya koyduğu rahat flash arayüz ve blog yazımı, haber/turne tarihi yayımı konusunda büyük kolaylık sunması vardı. Zaman içerisinde Facebook belki MySpace'in sosyal yönünün yerini aldı, ama müzik konusunda MySpace ve Last.Fm hep revaçtalardı.

Şimdi, ikisini de rahatlıkla sallayabilecek bir site gelmiş durumda: BandCamp.

İçerik ve Kullanım

BandCamp, basitçe bir müzik paylaşım sitesi denilebilir. Grupların/müzisyenlerin yaptıkları şarkıları/albümleri bedava stream olarak dinletime, ve çeşitli miktarlara satışa sunduğu bir yer. Bir anlamda, satış amaçlayan müzisyenlerin müziğin özgürlüğünü her adımda baltalayan plak şirketi kavramını ("aracıyı") ortadan kaldırmaya yönelik hareketi denebilir. Sonuçta bu site üzerinden verilen paralar müzisyenden başkasına gitmiyor.

Kaldı ki, bazı sayfalarda, mevzubahis albümler hakkında "(para miktarı) ya da daha fazlası" yazarken bazılarında fütursuzca "Bedava İndirme" ibaresi yer alıyor. Bazen de, müzisyenler herhangi bir minimum miktar koymayarak "gönlünden ne koparsa"ya izin veriyorlar (ve evet, 0-sıfır- diye bir seçenek de var).

Sitenin kulanımı çok basit. İsterseniz bütün bir albümü tek seferde, isterseniz şarkı şarkı dinleme seçeneğiniz var. İndirmeler için de aynısı geçerli: misal, tek bir şarkıyı severseniz, yukarı paragraftaki şekilde "şarkı başına ücrete" tabi olarak (iTunes misali) o tek şarkıyı almak gibi bir seçeneğiniz var ki bu da, iTunes ve benzeri sistemlerin en büyük avantajı. Analog formatlara daha az bakılmasının ve P2P paylaşımın yayılmasının sebeplerinden bir tanesi, tek şarkıyı sevip alınan albümlerin fos çıkabilme potansiyeli idi - bunu ortadan kaldıran sistemler hep daha çok ilgi görmüştür zaten.

Sitede çeşitli "etiketler" var, bu etiketler standart rock, metal gibi türlerden post-metal, nu-jazz gibi daha yeni ve deneysel olanlara dek uzanıyor. Buradan sayfalarca çeşitli müzisyenleri ve siteye yüklemiş oldukları albümleri (albüm yoksa şarkıları) görebiliyorsunuz ve dinleyebiliyorsunuz. Sitenin içerik yelpazesi hayli geniş ve içinde Red Sparrowes, Zoe Keating, Unwoman gibi tanınmış isimlerin yanında Deep in Thought, Adolf Plays the Jazz gibi daha az bilinen isimleri yan yana görüyorsunuz.

Bulabileceğiniz müziğin haddi hesabı yok, fakat genellikle deneysel türlere eğilim daha fazla denebilir. Post-rock ve post-metal gibi nispeten değişik ve "ne yaparsan o" türlerin mensubu misal darkwave ya da standart metal'den daha fazla - fakat bu, BandCamp'in içine işlemiş bir "müzik özgürlüğü" felsefesi ile bağdaşıyor. Glitch, shoegazer metal, post-jazz gibi türler aslında hala fazlasıyla yeraltı türleri sayılır ve belirli kitlelere hitap ederler, dolayısıyla BandCamp'in sunduğu tip bir "özgürlüğe" daha çok ihtiyaçları vardır.

Etiket ve Navigasyon

Last.Fm'in belki de en büyük avantajı, her sayfada "şunlara benziyor" diye bir kısmının olması ve bu şekilde belirli türler ile tanışıklığı hayli hızlandırması - bandcamp bunu etiket sistemi ile yapıyor. Bu "etiketler" aracılığı ile benzer şekilde kendisini tanımlamış müzisyenlere/gruplara ulaşabiliyorsunuz.

Bu sistem, site içinde gezinmeyi ve içeriğe ulaşmayı çok kolay hale getiriyor. Daha ne olduğunu anlamadan yan yana bir sürü sekmeyi dizmeniz işten bile değil. Bu sistemin tek eksisi, en ufak etkileşim bile barizmiş gibi gösterilebildiği için bazen etiketlerin hiçbirine benzemeyenlere denk geliyorsunuz: hele ki bu "kendine benzerlik" sadece "ses öbekleri yaratma" ise sonuç pek iyi olmuyor (ya da powernoise/glitch seviyorsanız oladabiliyor.)

İşin kısası, bandcamp, yakın bir zamanda internette müzik dağılımını rahatça tanımlayabilecek ya da amatör/tanınma ihtiyacı olan grupların tek geçeceği adres haline gelebilecek bir kapasiteye sahip. İçeriği, sunumu, basit ve kullanışlı sistemi ile yepyeni bir müzik sitesi.

NOT: 10/9

İyi Yönleri:
-Rahatça müziğe ulaşım.
-Hiç duymadığınız ve hayatınızı değiştirebileceklerin bulunması.
-Etiket sistemi.
-Bedava bütün albüm dinlemeye izin vermesi.
-Sitedekilerin sayfalarına kendilerine/albümlerine has grafikler koyabilmeleri.
-Müzisyene müziği yapmasına devam edebilecek parayı kazandırma potansiyeli.

Kötü Yönleri:
-Etiketlerin bazen fazla çorba bir bileşim sunması.
-Fazla deneysel türlere bazen fazla ağırlık verilmesi.
-"Müzik" kavramına yaklaşımları "müzik olmayandan müzik yapma" çabasına fazla tamah edilmesi.

NOT: An itibariyle, bandcamp bedava müzik indirimini engelleme kararı almış bulunmakta. Bu hareket, Chariot başta olmak üzere pek çok grubun tepkisini çekti, fakat sitenin popüleritesinde bir azalma olmadığı gibi, daha bilindik isimler de ufak ufak siteye geçer gibi.

19 Ekim 2010 Salı

Johnny Hollow - Dirty Hands

Johnny Hollow, 2003'teki efsane ama az duyulan çıkışından (ki bu yüzden Kenarda Köşede Kalanlar'a dahildir) sonra bir süre sessizliğe gömüldü. 2003 sitesindeki bilmecelerin cevapları internete yayılmıştı, albüm sindirilmişti ve hayranlar (başarısız bir şekilde de olsa) grubun tanınmasını sağlamaya çabaladıkça çabalıyordu.

Derken, sene 2008 olduğunda, sessiz sedasız Johnny Hollow'un ikinci albümü ve yepyeni bir site çıkageldi. Bu sefer, "Scuttle Buggery" isimli bir oyun ile şarkıları indirmeye değil ama dinlemeye açıyorlardı. Çıkan, Dirty Hands isimli albüme gelince...

Beş sene, Bay Hollow'u birazcık değiştirmiş. Kendisi eskisi kadar karamsar bir karakter hala, fakat küçük köşesini terk ederek kendisini dünyaya atmış ve aşık olmuş. Bu aşk ona nefes aldırmadığı gibi ("Die for Love") o izbe, karanlık dünyasına ışık getirmemiş. Aşık iken de dünyanın hiç görmediği ama aynen ilk albümdeki düşüncelerine uyan yönlerini keşfetmeye devam etmiş ("This Hollow World", "Superhero").

Albüm ilginç. Tarz olarak aynı "batcave"in üzerine hafiften endüstriyel sosu yedirilmiş, darkwave'e biraz daha kaymış... ve zaman zaman neo-kabare'ye. Neo-kabarenin özelliği olan piyano kullanımı ve ortak şarkılar bilhassa "Alibi" ve "Worse Things" şarkılarında ortaya çıkıyor. Haricinde atmosferik ve ağır anlar ("Die for Love", "Alchemy"), daha coşkulu ve karanlık popumsu şarkılar ("Stranger", "This Hollow World") ve ilk albümdeki gibi vurucu, karamsarlık yüklü bir dünya bakışını ortaya dökenler ("Superhero", "Nova Heart") birarada.

Enstrüman kullanımı başarılı ve ilk albümden bu yana değişen pek bir şey olmamış. Maalesef, ikinci albümde Johnny Hollow biraz bocalıyor - albümde, diğerleri kadar dikkati çekmeyen bir-iki şarkı var ve genel olarak (belki de hikaye ve karakter farklı olduğu için) müzikte bir değişim var. İlkini aratıyor, evet, ama kötü bir albüm olduğu için değil, bildiğimiz Johnny'yi değişmiş gösterdiği için.

Fakat yine de, daha rahat ulaşılabilir ve gayet güzel bir albüm olmuş, Dirty Hands, ve Johnny Hollow'un en az ilk albümü kadar tavsiye edilir. Ki, "This Hollow World"ün klibinin hazırlandığı şu günlerde, bu albümü kaçırmayın derim.

Artılar: Johnny Hollow olması.
Eksiler: Bir-iki noktada tökezlemesi.
Kime tavsiye edilir: Herkese.

Johnny Hollow resmi sitesi: http://www.johnnyhollowmusic.com/flashindex2.html
Johnny Hollow myspace: http://www.myspace.com/johnnyhollowmusic



1. Alchemy
2. Stranger
3. Die for Love
4. This Hollow World
5. Worse Things
6. Nova Heart
7. Superhero
8. Boogeyman
9. Human Lullaby
10. Alibi
11. Stone Throwers
12. People Are Strange
13. Aegis

18 Ekim 2010 Pazartesi

Johnny Hollow - Johnny Hollow

Normalde mypetskeleton.com'u işleten ressam, multimedya sanatçısı, şair ve müzisyen Vincent Marcone'nin ismi pek çok projeyle duyuldu: Mushroomhead'in (XIII albümü zamanındaki) sitesi ve "Sun Doesn't Rise" klibi, pek çok farklı projeden tanıdığımız Dave Oglive'ın Jakalope projesinin albüm kapakları ve klibi gibi...

Fakat Marcone'nin belki de en önemli projesi, zaman zaman "batcave" kategorisine sokulan (Bahaus, Dead Can Dance gibi) Johnny Hollow'dur.

Johnny Hollow karakterinden biraz bahsedelim, zira albümün kalbindeki şey Johnny'nin karakteri. İçerisinde bulunduğu dünyada bir böcek gibi, terk edilmiş ve ümitsiz hisseden bir "modern kayıp ruh", Johnny Hollow - kendi karanlık ve izbe köşesinden dünyanın çürümüşlüğünü izliyor ve bu durumdan hayli rahatsız. Pop mentalitesi, insanların bencilliği ve zulmü onu üzüyor ve o da köşesinde küçük ağıtlar yakıp kendi sesizliği ile ve kenarda köşedeki deliklerde kalmış böceklerle paylaşıyor bunları.

Marcone'nin, yanında vokal Janine White ve çellist/vokalist Kitty Thompson'ı alarak yarattığı atmosfer inanılmaz derinlikte. Rahatça kendisini belli eden ve kendisinden başka hiçbir şeye benzemeyen bir garip atmosfer var - karanlık, ama korkunç değil. Rahat, tanıdık ve puslu bir hava hakim: nemli bir öğleden sonra gibi. Dijital ambient arkaplanlar, öne çıkan çello ve çeşitli sample'lar, Vincent'ın homur homur şiirleri ve Kitty ile Janine'in yumuşak sesleri bir arada efsanevi bir senfoni yaratıyor. Melodiler zengin, müziğin tamamı uyum içinde hareket ediyor ve iç gıcılayandan ("Gone") insanı ürkütene ("Rasputin") oradan da rahatça ilerleyip düşündürene ("Shock Me Peter") gidiyor.

Sözleriyle de zaman zaman ilginç göndermeler yapan zaman zaman da kendi evrenine insanı rahatça çeken Johnny Hollow, en büyük gücünü burada gösteriyor - kendine özel lafları ve tanışma hissini albümün tamamına yayıyor ve insanı davet ediyor. İlginç ve güzel müzikleri sevenlere tavsiye edilir. Ayrıca, grubun web sitesi de Vincent Marcone tarafından yapılmış durumda ve sitedeki (bu albüm için yapılan sitedeki) bilmecelere cevap verebilirseniz mp3'ler ve masaüstü arkaplanları sizi bekliyor (yalnız bilmecelerin birkaçı hayli zor).

Artılar: Albüm mükemmel.
Eksiler: Yok
Kime tavsiye edilir: Herkese.

Johnny Hollow resmi sitesi:http://www.johnnyhollowmusic.com/2003/
Johnny Hollow myspace: http://www.myspace.com/johnnyhollowmusic



1. Bag of Snow
2. Halfway to God
3. Untitled
4. Rasputin
5. Untitled
6. Motherless Child
7. Gone
8. Untitled
9. Stolen
10. Untitled
11. Mary
12. Dark Thing
13. Untitled
14. Shock Me Peter
15. Skeleton Song
16. Tremor
17. Dark Thing (RMX)

16 Ekim 2010 Cumartesi

Combichrist - Today We Are All Demons

Combichrist aslında hayli bilinen bir isim, hatta aggrotech dendiğinde akla ilk gelen isimlerden bir tanesi. Topluluğun başında ise daha da çok bilinen bir isim var: Andy LaPlegua - efsanevi futurepop topluluğu Icon of Coil vokali ve kurucusu, aynı zamanda Panzer AG ve Combichrist'ın has adamı.

Ufak bir arkaplan verebilirsem: Combichrist esasen power noise ve hayli agresif EBM icra etmekte idi - hatta ilk iki albümleri olan The Joy of Gunz ve Everybody Hates You bazen aşırı noise müziğe kayabilen albümlerdi. Üçüncü albüm olan What the Fuck is Wrong with You People? ile bir nebze yumuşayan topluluk, benim ilk Combichrist deneyimim olan Today We Are All Demons ise gayet Combichrist'ın kendi ruhunu yakaladığı bir albüm.

Basitçe müziğe gelirsek - aggrotech'e ait pek çok şey var. Power electronics geçişler, deli gibi bir bas, four-on-the-floor ritmler, endüstriyel müziğe has sözler... albümün güzelliği bu basitliği bomba gibi şarkılarla sunması, LaPlegua'nın vocoder'dan neredeyse hiç geçirilmemiş doğal (ve dolayısıyla saf) vokali, zaman zaman buram buram rock kokan geçişler ve Combichrist'ın kendisine has dengesi. Ki bu da aslında power noise eğilimi açık net belli müzikte bir sentetik altyapıyı (ritm, synthesizer partisyonu gibi) organik üstyapıyla (vokal, genel şarkı yapısı) birleştirmeyi gerektiren bir denge. Eğer endüstriyel müzik saf insan ve saf robot arasındaki derecelere tabi olsaydı, Combichrist tam bir cyborg olurdu.

Grup, normalde "eller havaya" için gerekecek türden müziği sert, affetmeyen ve zaman zaman rahatsız edici estetikle neredeyse mükemmel şekilde birleşiyor ve ortaya çıkan şey gayet güzel. İnsanı sürükleyen bir albüm ve oturup ufak boyun hareketleriyle kafa sallatandan ("Can't Change the Beat") rahatça ayağa kaldırıp coşturandan ("All Pain is Gone") ya da kafayı yedirten ne yaptıracağını şaşırtan ("Sent to Destroy") ve oturup kafa dinletenden ("Spit (Happy Pig Whore)") pek çok şekilde şarkı var ve albüm normalde aggrotech'in zaman zaman kapıldığı tekdüzelikten bu şekilde sıyrılıyor. Diğer bir sıyrılma özelliği zaman zaman sample'lar ile muhteşem bir "groove" yakalıyor olması - ritmle ve mekanik şekilde bölünmüş parçcıklar da olsa onu kıvrak ve dinamik bir hale sokmayı iyi beceriyor Combichrist.

Endüstriyel müzik sevenlere ya da başlamak isteyenlere tavsiye edilir - hatta, zannımca endüstriyel müziğin kilometre taşlarındandır.

Artılar: Her şey.
Eksiler: Bazen fazla noise olabilmesi.
Kime tavsiye edilir: Aslında herkese.

Combichrist resmi sitesi: http://www.combichrist.com/
Combichrist myspace:http://www.myspace.com/combichrist

Today We Are All Demons albüm kadrosu:
Andy LaPlegua: vokal ve stüdyo gitarı
Joe Letz: davul
Z Marr - klavye
Trevor Fiedrich - perküsyon



1. No Afterparty
2. All Pain is Gone
3. Kickstart the Fight
4. I Want Your Blood
5. Can't Change the Beat
6. Sent to Destroy
7. Spit (Happy Pig Whore)
8. A New Form of Silence
9. Scarred
10. The Kill v.2
11. Get Out of My Head
12. Today We Are All Demons
13. At the End of It All